11 Kasım 2014 Salı

KOMÜNİSTLİK HİKÂYESİ - I

Askere gittiğimizde, kısa dönemleri bir köşede biriktirip biriktirip yeterli görünce bir otobüse doldurdular. Kısa dönemler içinde en yaşlısı bendim, ama hiç nezaket yok ki bebelerde, geçip doldurdular bankları. Evet, koltuk değil, bank vardı. Herkes bindikten sonra bir uzman çavuş girdi ve gözüne kestirdiği birine –sonra öğrendik ki adam savcı imiş– “sen kalk bakayım” dedi. Adam da kuzu kuzu kalktı ve uzman çavuş geçti oturdu. Ben duramadım tabii, “Niye kalkıyorsun? Ve sen, sen niye kaldırıyorsun çocuğu?” Önce şaşıran çavuş “Sen komünist misin kardeşim?” demez mi? “Nereden öğrendin komünizmi bilmiyorum ama buysa, evet komünistim” dedim...

Koca adamları akşamları toplayıp çoğu zaman bir astsubayın verdiği seminerlere mahkûm ediyorlardı. Bir akşam, şimdi konusunu hatırlayamadığım tarihi bir olayı anlatırken, ben yine dayanamadım ve “Bu anlattığınız yanlış. Şu şu kaynaklarda da gösterildiği gibi olay öyle olmamıştır” deyiverdim. Hay diline eşşek arısı sokasıca, bırak ders bitsin, git yat. Sana ne laa!? Astsubay Başçavuşumuz çok güzel verdi ağzımın payını: “Yavrum sen komünist misin?” Ne diyeceğim ki şimdi? “Ne alakası var?” İyi oldu bu sorum aslında, çünkü “sen çık dersten” dendi ve gidip bir güzel uyudum... O kısa dönem arkadaşlar her defasında “başımızı fena ağrıtacaksın” diye hep kıl oldular bana...

Dağıtım olduk ve Tugay Karargâh Bölüğüne verdiler. Görev olarak da Harekât Şubede yazıcı. Tekmil verip kendimi tanıttım. Kurmay Albay memleketimi, mezun olduğum okulu sordu ve cevapladım. “Vaay, demek komünistsin öyle mi?” Bir daha olması enteresan geldi bana. Noluyor lan! Bunlara burada ne yediriyorlar acaba? diye düşünürken, “Nereden çıkardınız komutanım?” demiş bulundum. “Benim kardeşim de Mülkiyeli oğlum. Biliyorum, hepiniz komünistsiniz!” Ardından bölük komutanını aradı ve “komünist yazıcı istemiyorum, yenisini gönder” deyip kapattı... Neyse, bölük komutanı da kıl ya, ben gene de iki hafta orada yazıcılık yaptım; hikâyesi uzun. Sonra Maliye Bütçe Şube Müdürlüğüne geçtim...

Komünist olmam perçinlendi. Sekiz ay boyunca bütün Tugay'da en azılı komünist olarak tanınan ben, hiç gocunmadım bu işten. Çok da işime yaradı böyle bilinmek... Uzun dönem yakın bir arkadaşımla aynı gün terhis olunca Ağrı'dan Erciş'e beraber geçtik ve arkadaş bir kaç gün misafirimiz oldu. Yedi sülalemin ülkücü, yer yer de dindar olduğunu görünce “Abi sen komünist değil miydin? Ben sandım ki aileden geliyor bu komünistlik.” Ne desem ki? “Boş ver abi, gel bahçeye gidip bir semaver çayı içelim.” İsmini vermiyorum, ama mutlaka okuyacaktır bu yazıyı. Öpüyorum seni kardeşim...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder